Ana Sayfa SAĞLIK - YAŞAM

Cotard (Yürüyen Ceset) Sendromu Nedir?

1808

Cotard Sendromu Nedir?

Cotard sendromu çok nadir görülen ancak birçok kişinin merak ederek incelediği rahatsızlıklardan biridir. Hastalığın dilimizdeki karşılığı yaşayan ölü sendromu olarak bilinmekte. Kişilerin kendi organlarının çürüdüklerine inandıkları hatta zamanla yok olduklarına da inandıkları temelde psikolojik bir rahatsızlıktır. Rahatsızlık çok az rastlansa da ortaya çıktığı kişilerde ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Hatta bu sendromla karşı karşıya kalan insanların zaten ölü olduklarını düşünmeleri nedeni ile kendilerini hareket eden araçların önüne attıkları ya da yüksek yerlerden atlayarak hayatlarına son verdikleri de bilinmektedir.

Cotard Sendromu adını ise hastalığı keşfeden doktor olan Jules Cotard tarafından almıştır. Hastalık Cotard tarafından ilk kez 1880 yılında keşfedilmiştir. Peki Cotard Sendromu belirtileri nelerdir? Cotard sendromu tedavi edilebilir mi? Merak edilenler için okumaya devam edin.

Cotard Sendromu Belirtileri

Cotard sendromu belirtileri, hastalığın çok az rastlanan bir hastalık olması nedeni ile pek bilinmemektedir. Dilimizde yürüyen ceset sendromu olarak da bilinen bu hastalığa sahip kişiler kendilerinin aslında ölü olduklarını düşünürler. Hastalığın ortaya çıkma şekli bu zamana kadar bu hastalığa yakalanmış bütün hastalarda aynı şekilde olmaktadır. Öncelikle hastalar etraflarında çürümüş et kokusu aldıkları zannederler. Daha sonra kendilerinin ölü olduklarını hissetmeye ve bunu dile getirmeye başlarlar. Birçok cotard sendromu vakasının söylediği ortak şey ise organlarının çürümeye başladığını hissetmeleri olmuştur. Organlarının çürümeye kalplerinin atmamaya başladıklarına inanan bu hastaların sürekli bulundukları yerlerde de değişiklikler ortaya çıkar.

Cotard sendromu hastaları daha çok vakitlerini mezarlıklarda geçirmek isterler. Ölüler ile vakit geçirmeyi tercih ederken aynı zamanda ölüler hakkında konuşmayı da oldukça severler. Hastanelerin morg bölümlerine sıklıkla gitme eğilimi gösterirler. İlginç bir veri ise bugüne kadar ortaya çıkan Cotard Sendromu vakalarındaki cinsiyet yoğunluğunun kadınlar olduğunu göstermekte. Her ne kadar oranlar yakın olsa da bu hastalığa yakalanan kadınların sayısı, erkeklerin sayısından daha fazla görünmekte. Yaş grafiği olarak ele alındığında ise sendromun daha çok 45 yaşından sonra ortaya çıktığı görülmektedir.

Yürüyen Ceset Sendromu İntihar Girişimleri

Hastalığın ilk belirtisi ise hastanın sahip olduğu her şeyi kaybettiğine inanmasıdır. Sahip olduklarından kasıt sadece evi, arabası ya da sevdikleri değildir. Hasta aynı zamanda organlarını, görme yeteneğini ve çok daha fazlasını da kaybettiğine inanmaya başlamaktadır. Birçok Cotard Sendromu vakası kendisinin ölü olduğunu ancak kimseyi buna inandıramadığını dile getirir. Cotard sendromu doğal bir sonucu olarak da hastalar gerçek anlamda yaşamadıklarını ispatlamak için intihar girişiminde bulunmaktadır. Bu durum hastalığın ne kadar ilerlediğine ve hastanın gerçek anlamda ölü olduğuna ne kadar inandığına göre değişiklik gösterir. Ancak durumun vakaların birçoğunda yaşandığı bilinmektedir. Küçük bir azınlıkta bulunan hastalar ise kendilerinin ölümsüz olduklarını zannetmektedir.  Yine bunun da doğal bir sonucu olarak yüksek yerlerden atlama ya da hareket eden araçların önüne atlama gibi tehlikeli davranışlar hastalar tarafından yapılabilmektedir. Her iki şekilde de hastaların ciddi anlamda tehlike altında oldukları görülmektedir. Bu yüzden Cotard Sendromu vakaları 7/24 tam anlamı ile gözetim altında tutulurlar.

Cotard Sendromu Tedavi Yolları

Cotard sendromu tedavi yolları nelerdir? hastalığın tedavisi henüz bulunamamıştır. Birçok uzmanın zaman zaman sendrom ile ilgilendiği ancak vaka sayısının azlığı ve hastalar ile doğrudan iletişim kuramama gibi nedenler ile henüz hastalığın tedavisi bulunabilmiş değildir. Genellikle bu vakalar psikolojik destek alarak tam zamanlı gözetim altında tutulmaktadır. Doktorlar arasında hastalıkla ilgili hem fikir olunan bir konu varsa bu da hastalığın psikolojik bir rahatsızlık olduğudur. Her tedavide olduğu gibi bu hastalığın tedavisinde de önce hastanın yaşadığına inanması gerekir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz