Ana Sayfa BİYOGRAFİ

Ömer Hayyam Kimdir?

6281

İranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom Ömer Hayyam’ın asıl adı Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim el-Hayyam’dır. Hayyam, Acem dilinde çadır yapan anlamına gelen bir sözcük olup Ömer Hayyam’ın babasının zanaatinden dolayı Ömer Hayyam’a verilen bir isimdir.

Ömer Hayyam, 18 Mayıs 1048 yılında Nişabur kentinde doğmuştur. Geçmişte yaşamış pek çok ünlü şahsiyetin doğum tarihinin tam olarak bilinmemesine karşın Ömer Hayyam’ın doğum tarihi net bilinmesini neye bağlamalıyız? Astronomi ve matematik biliminde yaptığı araştırmalar onun takvim konusunda çok önemli ilerlemeler kat etmesini sağlamış ve kendi doğum tarihini tam ve doğru bir şekilde tespit etmesine vesile olmuştur.

İslam’ın altın çağında yaşayan Ömer Hayyam, çocukluğunun bir bölümünü şimdiki Afganistan sınırlarındaki Belh şehrinde ünlü bir araştırmacı olan Mansuri’nin yanında eğitim alarak geçirmiştir. Yaşadığı dönemin Büyük Selçuklu Devleti Veziri Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah ile aynı medresede zamanın ünlü alimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad’dan eğitim görmüş ve hayatı boyunca her ikisi ile de ilişkisini kesmemiştir.

Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Celalettin Melikşah tarafından başkent Merv’e çağrılan Hayyam’a bilim adamlarından oluşan bir heyetin başına geçerek bir takvim oluşturulması görevi verildi. 21 Mart 1079 yılında tamamladığı Celali Takvimini Güneş yılına göre tasarlayan Gökbilimci Ömer Hayyam’ın takvimi 5000 yılda bir hata veriyordu. Bizim bugün kullandığımız Gregoryan takvimi 3330 yılda bir hata veriyor. Yani Hayyam’ın takvimi günümüz takvimine göre daha başarılı.  Peki neden Celali takvimini kullanıyoruz? Çünkü Miladi takvim olarak da bilinen Gregoryan takvimi, Celali takviminden önce kabul edilmişti. Müslümanlar arasında Hicri takvim kullanılmaktaydı. Devletlerin değişikliğe gitmesi karışıklığa yol açacağı düşünülerek bu yeniliğe mesafeli duruldu. Uluslararası kararlarla bir değişikliğin olması bu takvimin geçerli olmasını sağlayabilirdi.

Hayyam, geceleri astronomi, gündüzleri ise cebir(matematik) ve geometri alanında büyük bir çaba ve gayretle yorulmaksızın çalışmalar yapmıştır. Isfahan, onun en verimli ve üretken olduğu yerdir. 

Ünlü Filozof Bertrand Rusell’ın “Şair ve matematikçi olarak tanıdığım tek insan…” dediği Ömer Hayyam, üçüncü dereceden bilinmeyen denklemlerle ilgili yazdığı bir eserinde bilinmeyen kelimesi yerine Arapça “şey” kelimesini yazmıştır. Daha sonra bu eseri diğer dillere çevrilirken İspanyolcaya “Xay” olarak geçmiştir. Bu kelime ilk harfine indirgenerek bilinmeyen rakamın simgesi “x” olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Ömer Hayyam’ın uzun yıllar etkili olan Cebir(matematik) kitabıyla Batı dünyası, 1851 yılında F. Woepcke’nin çevirisiyle tanışmıştır.

Fransız Matematikçiler Descartes ve Pascal’ın okullarda okutulan pek çok bilimsel teoreminin kahramanı aslında Ömer Hayyam’dır. Günümüzde Pascal üçgeni olarak bilinen bu üçgeni 400 yıl öncesinde Hayyam, eserinde incelemiştir. Bu yüzden bu üçgen Hayyam üçgenidir aslında. Hayyam, Descartes’ten 600 yıl önce analitik geometri alanındaki çalışmalarıyla öndedir.

Ünlü Matematikçi Öklit’in eseri ile ilgili yaptığı çıkarımlarla irrasyonel sayıların da rasyonel sayılar gibi kullanılabileceğini kanıtlaması matematik alanında çok önemli bir gelişmedir.

İbni Sina’dan sonra doğunun en büyük bilgini kabul edilen Ömer Hayyam, binom açılımını ve bu açılımdaki katsayıları da bulan ilk kişiydi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Hayyam’ın başarılarını kutlamak için 1999 yılında uluslararası bir kolokyum düzenlemiş ve ardından Hayyam’ın önemli matematiksel çalışmalarının basılmasına karar vermiştir. UNESCO’nun “Beyt-ül Hikme” adlı projesi kapsamında, Paris’te yaşayan Mısır asıllı ünlü bilim tarihçisi Roshdi Rashed ve Hayyam üzerine hazırladığı doktora çalışması ile bilinen Bijan Vahabzadeh, Hayyam’ın matematikle ilgili mevcut ve şimdiye kadar ulaşılamayan önemli el yazması eserlerinin tenkitli yayınını (edisyon kritik) üstlenmişlerdir. Bu kritik basım, önce Fransızca daha sonra İngilizce olarak okuyucuya ulaştırılmıştır. Bu çalışmalarda dikkat çeken husus şudur: Descartes’ın cebirsel denklemlerin geometrik kuramı hakkındaki çalışmalarının Hayyam’ın çalışmalarının bir tamamlayıcısı olarak görülmesi gerektiğini iddia ederler.

Batı dünyası çağları aşan Ömer Hayyam’ı, Büyük Ömer olarak adlandırmış. Bu yüzden 1892’de onun adına bir kulüp kurulmuş, 1970’te ayın üzerindeki bir kratere adı verilmiş. Bu da yetmemiş 1980 yılında yeni bulunan bir kuyruklu yıldıza adı verilmiştir.

Avrupa’nın bizden daha iyi tanıdığı Ömer Hayyam, Doğu’nun en hayranlık duyulan şairidir. Yumuşak, akıcı, yapmacıksız ve gerçekçi bir üslupla yazdığı dörtlüklerle edebiyatta rübai türünün yaratıcısıdır. Rübailerini yazarken evreni anlamak için, içinde yetiştiği hâkim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır.

 Dünya, var oluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Var olan kalıplardan dışarı çıkarak özgün bir anlatımla evrenselliğe ulaşmıştır. Bilinen kadarıyla rubailerinin sayısı 158’dir.

Çağları aşan ve tarihin gördüğü en büyük düşünürlerden biri olan Hayyam’ın rübaileri,Edward Fitzgerald’ın yaptığı meşhur İngilizce tercümeyle Batı dünyasında tanınır hale gelmiştir. Batıda “Muhteşem Kitap” olarak anılan Ömer Hayyam’ın orijinal ve ciltlenmiş Rübailer kitabını, Sotheran adlı kitapçı, New York’a göndermek istiyordu. Ama Amerikan gümrüğünün talep ettiği yüksek gümrük vergisini ödemeyi reddettiği için İngiltere’ye geri gönderildi. Bunun üzerine Gabriel Wells bir müzayedede kitabı 450 sterline satın aldı (kitabın satışı için alt sınır 1000 sterlin olarak belirlenmişti). Wells de kitabı Amerika’ya göndermek istiyordu. Ama ne yazık ki başvurulan gemi onu taşımayı kabul etmedi. Bunun üzerine Titanik’e başvuruldu. Ancak kitabın hikayesi Titanik’in batmasıyla sona ermedi. Birkaç hafta sonra kitabı hazırlayan iki kişiden biri olan Sangorski tuhaf bir biçimde boğularak öldü. Diğerinin (Sutcliffe) yeğeni Stanley Bray ise kitabın ve ‘Büyük Ömer’in anısını canlandırmaya kararlıydı. Sangorski’nin orijinal çizimlerini kullanarak altı yıllık bir çalışmanın ardından kitabın yeni bir kopyasını yapmayı başardı. Bu kitap korunmak üzere bir banka kasasına kondu. Ama İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi uçaklarının Londra’yı bombalaması üzerine bu kitap da paramparça oldu.

Dünyada ne var kendine dert eyleyecek 

Bir gün gelecek ki can bedenden gidecek

Zümrüt çayın üstünde, sefa sür iki gün

Zira senin üstünde de otlar bitecek

Ömer Hayyam

Dönemin Büyük Selçuklu Hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamülmülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizamülmülk, onu İsfahan’a davet etti. Orada buluştuklarında ona devlet işlerinden söz etti ve bu konudaki büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım istedi. Fakat Hayyam, devlet işlerine karışmak istemedi ve teklifini geri çevirdi. Saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğleyen bilgin, ilmini genişletmek için zamanın ilim merkezleri olan Semerkand, Buhara, İsfahan’a yolculuklar yaptı.

Hayyam, yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almamıştır, ancak kendisi birçok teori ve icadın isimsiz kahramanıdır. Hayyam’ın eserlerinden 18 tanesinin adı bilinmektedir, çeşitli bilim dallarında birçok eser yazmıştır. 4 Aralık 1131’de doğduğu yer olan Nişabur’da dünyaya veda etti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz