Ana Sayfa BİYOGRAFİ

Hasan Ali Yücel Kimdir?

5695

Oğlu, Şair Can Yücel’in şiirinde “Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi…” olarak anlattığı Devlet Adamı, Eğitimci, Yazar Hasan Ali Yücel bundan yüz on üç yıl önce, 17 Aralık 1897’de İstanbul’da doğmuştur.

 

Babası Ali Rıza Bey, annesi Neyire Hanım’dır. Soyu, baba tarafından Giresun-Görele’nin Daylı Köyü’nden Ömer Efendi’ye, anne tarafından (IILSelim zamanında yaşamış) Kaptan İsmail Tosun Ağa’ya kadar uzanır.

Daha dört yaşındayken hiçbir zorunluluk olmamasına rağmen yazı yazmayı öğrenen Hasan Ali Yücel, öğrendiklerini çevresindeki çocuklara anlatma heyecanı ve öğretme hevesini küçük yaşlarda göstermiştir.

Hasan-Âli, çocukluğunun ilk yıllarında, ailesiyle Merkez Efendi Mahallesi’ndeki Yenikapı Mevlevihanesi ziyaretlerine katılır. Burada izlediği mistik makam ve fasıllar, dönüş törenleri, O’nun müzik yeteneğinin belirginleşmesinî sağlar.Çevrede “müzik üstadı” olarak tanınan Mehmet Celaleddin Dede Efendi’nin yönettiği “Müzik Mektebinde” eğitim görür.

Yaşadığı dönem itibariyle -meşrutiyet yılları- özgürlük, vatan, ilerleme gibi düşüncelerin ikliminde; şiir ve kitap onun vazgeçilmezleriydi. Başarısıyla hep göz dolduran, dikkat çeken yetenekli bir öğrenciydi.

Hasan Ali Yücel; Mekteb-i Osmanî, Vefa İdadisi (lise), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü (1922) bitirdi. Vefa Lisesi son sınıftayken, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle askere alındı; okula ara vermek zorunda kaldı. Önce asteğmen; sonra teğmen olarak toplam üç buçuk yıl askerlik yaptı, 2 Aralık 1918’de terhis edildi.

Bir yandan da İfnam gazetesinde çalıştı. Türk Sesi gazetesinin kurucuları arasında yer aldı. Ancak hukuk öğretimini, dersteki yöntemi yüzünden tartıştığı hocası Celalettin Arîf Bey’e kızgınlığı nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kaldı. Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Şubesi’ne kaydoldu.

İstiklal Savaşı’nın zor günleri yaşanmaktadır. Hasan-Âli, gazetesinde özellikle İnönü Savaşlarına ilişkin haberler verir; bunları söz konuşu kıraathaneye de ulaştırarak dostlarını bilgilendirir. Ayrıca, ulusal protesto hareketlerine, örneğin bunların ilki ve en büyüğü 23 Mayıs 1919’da düzenlenen Sultanahmet Mitinglerine katılır.

Kendisini Edebiyat Fakültesi çevresinde oluşan düşünce tartışmaları içinde bulur. Mustafa Şekip (Tunç), İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) ve Mehmet Emin (Erişirgil)’in H.Bergson merkezli denebilecek tartışmalarını izler. Bu tartışmalarda sık sık A.Schopenhauer, J.Stuart Mili, H.Spencer, WJames gibi düşünürlerin fikirleri de ele alınmaktadır. Hasan-Âli, bu ve benzeri düşünürlerin fikirlerini kendi eserlerinden okuyamamanın sıkıntısını duyar (Bakanlığı döneminde, Tercüme hareketini başlatışında bu deneyiminin rolü olmuştur.)

Askerlik döneminden arkadaşı olan Necati (Tansel)’in kızkardeşiRefika Hanımla evlenir. Kısa bir süre sonra, İzmir Erkek Muallim Mektebi’ne Türkçe ve Edebiyat Öğretmeni olarak atanır. Kent, Yunan işgali ve zulmünün izleriyle doludur. Kötü koşullarda, 19 Aralık 1922’de öğretmenliğe başlar. Eşi İstanbul’dan İzmir’e gelir. Bir grup meslektaşıyla Muallimler Birliği ve Türk Ocağını kurar.

Hasan-Âli, Mustafa Kemal ile İlk kez burada karşılaşır (2 Şubat 1923). Halkla yaptığı bir toplantıda, söz alarak Mustafa Kemal’e “mekteplerin yanında medreselerin devam edip etmeyeceğini sorar. Mustafa Kemal, kendisine, ilke olarak “eğitim birliği” ve “karma uygulamadan söz ederek cevap verir.

1926 yılında da Can ile Canan adım verdikleri ikizleri doğar. Gülümser adlı üçüncü çocukları 1936 doğumludur.

1927 başında, Hasan-Âli “Mıntıka Müfettişleri” unvanıyla İstanbul Maarif Emirliğine verilirler.

1930’da Maarif Vekili Cemal Hüsnü (Toray), kendisini araştırma ve inceleme göreviyle Paris’e gönderir.
Bu dönem, Hasan-Âli’nin “batı uygarlığıyla ilk kez karşılaşması” açısından önemlidir. Bu süre içerisinde, öğretim kurumlarını inceler ve Fransız kültürü üzerine araştırmalar yapar. Oradaki Türk öğrencilerin denetimiyle görevli müfettiş Salih Zeki ile beraber Londra’ya iki haftalık bir teftiş gezisinde bulunur. Salih Zeki geri çağrılınca müfettişlik görevi Hasan-Âli’ye verilir. Bu arada Fransızcasını geliştirmeye çalışır, opera ve tiyatro sanatlarıyla ilgilenir. 1930’un sonunda, geniş bir inceleme ve araştırma dosyasıyla Türkiye’ye döner. 1936’da bu incelemesini “Fransa’da Kültür İşleri” adıyla yayınlar.

Mustafa Kemal, 1931 senesinde yurt genelinde denetim gezileri yapmaktadır. Milli Eğitimle ilgili denetlemenin danışmanı ve yönergelerin sorumlusu olarak Hasan Ali tayin edilmiştir. Kayseri’de bir lisede felsefe dersine gelen Atatürk derste kullanılan terimlerin anlaşılmaz yabancı sözcükler olduğu tespitinde bulunur. Atatürk, bu sorunla ilgili Hasan Ali’nindüşüncesini sorar. Hasan Ali, dilde sadeleşme ve birliğin sağlanmasının kişisel girişimlerle değil, merkezi-kurumsal çalışmalarla oluşturulabileceği düşüncesinde olduğunu söylemiştir. Buna rağmen, bu doğrultudaki kişisel çabalarını sürdürmekten geri durmamıştır. Söz konusu denetleme gezisinden bir yıl sonra, dil devrimim doğru temeller üzerinde geliştirmek düşüncesiyle, 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.

Yaşar Nabi (Nayır)’ın dediği gibi, “aklıyla batıda, gönlüyle doğuda bir düşünce adamı” olan Hasan-Âli, 1930’lu yıllarda sanat, edebiyat, felsefe ve bilim üzerine yoğunlaşmış, yazılar yayınlamıştır.

3 Mart 1931’e kadar devam eden bu üç aylık gezi esnasında, Mustafa Kemal’le Hasan-Âli arasında oldukça anlamlı bir diyalog daha gerçekleşir. Mustafa Kemal, bir gün, yanında bulunanlara “Türk milleti ne zaman kendini kurtulmuş sayabilir?” diye sorar. Yanındakiler doğal olarak görüşlerini bildirirler- Sonra Hasan-Âli söz alır; “Paşam,” der; “Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse o zaman kurtulmuş olur.”

1934’te Cumhuriyet Halk Partisi’ne dilekçe vererek “Milletvekili adayı olarak önerilmesini sağlar; İzmir Milletvekili olarak Meclise girer.  

28 Aralık 1938’de, Hasan-Âli Yücel, 41 yaşında, iken istifa eden Saffet Arıkan’ın yerine, Celal Bayar kabinesinde Maarif Vekili olur. Özellikle Cumhurbaşkanı İnönü’nün desteğiyle, yakın çalışma ve dost grubunun katılımıyla büyük bir reform hareketi başlatır ve gerçekleştirir. Ülkemizin bugüne gelişinde, Onun dönemindeki bu reformların yadsınamaz bir işlevi olduğu açıktır.

17 Temmuz 1939’da da bilim adamları, eğitimciler, yazarlar ve sanatçıların katıldığı, eğitim sisteminin ilkelerini ve okul programlarını belirlemek amacıyla Birinci Maarif Şürası toplanır. Böylece millî eğitimde çok önemli bir yeri olan bir gelenek başlatılır. 15-21 Şubat 1943 tarihlerinde de -yine Yücel’in başkanlığında- İkinci Maarif Şurası okullarda ahlak terbiyesinin geliştirilmesi gündemiyle açılır. Aynı yılın ocak ayında bakanlıkla öğretmenler arasında iletişimi sağlamak için Tebliğler Dergisi, Şubat’ında da İlköğretim Dergisi yayınlanır.

20 Mayıs 1940’ta Devlet Konservatuvarınınkuruluş yasasıçıkarılır.Başlangıçta müzik ve temsil kolundan oluşan bu konservatuvarın ülkemiz sanat hayatında büyük etkisi olmuştur.

Ankara Fen Fakültesi (1943), İstanbul Teknik Üniversitesi (1944) ve Ankara Tıp Fakültesi (1945) kurulur. Dört yıl gibi bir hazırlıktan sonra, 15 Haziran 1946’da 4936 sayılı Üniversiteler Yasası çıkarılır.

1946 sonunda, dünya edebiyatı klasiklerinden 496 eser Türkçeye çevrilir. Bu eserlerin yanında, özellikle felsefe ders kitabı sıkıntısı nedeniyle önemli kimi filozofların kitapları Türkçeye kazandırılır.

Türk Ansiklopedisi olarak değiştirilen ve İlk resmî ve telif Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi’nin ön çalışmaları başlatılır. Bu ansiklopedi 33 cilt halinde -yıllar içinde- ancak tamamlanabilmiştir.

17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri yasası çıkarılarak Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. 1942-43 öğretim yılında, bu okullara öğretmen, yönetici, gezici başöğretmen, ilköğretim müfettişi ve kesim müfettişi yetiştirmek için, Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde Yüksek Köy Enstitüsü kurulur.Verdiği mücadeleyi “Vatanın dağlarında, bayırlarında, kırlarında hatta en ücra yerlerinde kendi başına açıp solan çiçek bırakmayacağız.” diye ifade eder Hasan Ali Yücel.

1942 yılı başlarında ülkenin çağdaşlaşmasını, ilerlemesini, aydınlanmasını istemeyen karanlık kesim yine iş başındaydı. Hasan Ali Yücel’e suikast girişiminde bulunuldu. Ne var ki Hasan Ali Yücel bu girişimden yara almadan kurtuldu. 

Hasan-Âli Yücel, 5 Ağustos 1946’da 7 yıl ve 7 ay 7 gün sürdürdüğü Millî Eğitim Bakanlığı görevinden -çeşitli nedenlerle-istifa eder.

İstifasının ardından HasanAli Yücel, gazetecilik görevine döner; dönemin etkin bir gazetesi olan Ulus’ta yazılar yayınlar, 21 Kasım 1950’de, söz konuşu gazeteyle ilişkisi bozulunca, üyesi olduğu partiden de ayrılır, politik hayatını noktalar.



Hasan Âli Yücel, Cumhuriyet tarihinde en uzun süre görevde kalan Millî Eğitim Bakanıdır. Bakanlıktan kendi isteği ile istifa ederek ayrıldı, ancak milletvekilliği 1950 yılına kadar sürdü. Milletvekilliği bittikten sonra İstanbul’a yerleşti. İş Bankası Kültür Yayınlarını yönetti.

Cumhuriyet tarihinin en üretken Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel,26 Şubat 1961 günü İstanbul’da bir kalp yetmezliği sonucunda yaşamını yitirdi. 2 Mart 1961’de Ankara Cebeci Asrî Mezarlığında toprağa verildi.

Dünyaca ünlü Nobel ödüllü Türk Bilim Adamı Aziz Sancar’ın şu ifadeleri,Hasan Ali Yücel ve arkadaşlarının yaptıklarının kısa bir ifadesidir:

“Başardım, çünkü beni Köy Enstitüleri mezunları yetiştirdi.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz