Ana Sayfa BİYOGRAFİ

Veysel Karani Hazretlerinin Hayat Hikayesi

332

Kesin olarak doğum tarihi bilinmese de Veysel Karani hazretlerinin 550 ile 560 yılları arasında Yemende Karene köyünde doğduğu tahmin edilmektedir. Aslında ismi, Üveys bin Karendir. Çok küçük yaşta babasını kaybeden Karani’nin hayatı, annesi ile birlikte zorluklar içinde geçmiştir. Çocukluk çağlarında annesinden ya da çevresinde bulunan diğer insanlardan herhangi bir dini eğitim almamıştır. Üveys bin Karenin yaşı ilerledikçe ruhunun derinliklerinde yeri göğü yaradan tek bir yaratıcı olduğu fikri oluşmaya başlar. Tek bir yaratıcının olduğu fikrini anlattığı herkes onunla dalga geçer, tek destekçisi hayatta ki tek varlığı annesi olur.

Çocukluk çağından çıkan ve artık çalışıp para kazanması gereken Üveys, kendi iç dünyasıyla baş başa kalabileceği bir iş arayışına girer. Sonunda Karen köyünün ileri gelenlerinin develerini gütmeyi kabul eder. Sakin ve çok naif bir kişiliğe sahip olan Üveysin huzur veren tavrı, çobanlığını yaptığı hırçın develerin sakinleşmesini sağlar. Develeri ile baş başa kaldığı saatlerde düşünmeye, ufkunu genişletmeye çok fazla vakit bulmuştur. Ayrıca tek tanrıya olan inancı her geçen gün farklı boyutlar kazanmaya başlamıştır.

Veysel Karani Ve Peygamber Aşkı

Yüce yaratıcının İslamiyet’i tebliğ etmesi için Hz. Muhammed’i (sav) peygamber olarak göndermesiyle, Mekke ve Medine de İslamiyet’e çağrılar yapılmaya başlanmıştır. Mekke ve Medine’den kilometrelerce uzakta olan Üveys, son peygamberin zuhur ettiğini duyar. Tek tanrıya olan inancından dolayı peygamber efendimiz Hz. Muhammed’e hiç görmeden biat etmiş ve Müslüman olmuştur. Müslüman olduktan sonra hiç görmediği peygamberimize olan sevgisi her geçen gün artmış hatta bir tutkuya dönüşmüştür.

İslamiyet’e olan bağlılığı ve peygambere olan sevgisi nedeniyle annesinden, peygamberin o nur yüzünü görmeye gitmek için müsaade istemiştir. Fakat annesi çok yaşlı ve gözleri kör olduğu için tek başına kalmak istemediğinden dolayı izin vermemiştir. Yıllarca peygamberi görme arzusuyla yanıp tutuşan Üveys, kırklı yaşlarına geldiğinde Yemen çöllerinde bir mecnun misali dolaşmaya başlar. Oğlunun bu mutsuz halini gören annesi, çok kısa bir sürede gidip gelmesi şartıyla oğluna izin verir.

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından kutsal topraklara yani Medine’ye ayak basar. Hemen peygamberi görüp annesinin yanına dönebilmek için koşa koşa peygamberin hanesine giden Üveys, peygamberin Tebük savaşında olduğunu öğrenir ve büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Annesine söz verdiği üzere hiç vakit kaybetmeden köyüne geri dönmek için üzgün bir şekilde yola çıkar.

Peygamber efendimiz Tebük seferinden döndükten sonra Hz. Aişe validemiz, Yemenden Üveys adlı bir kişinin geldiğini kendilerini göremeyince çok büyük bir üzüntüyle geri döndüğünü anlatır. Üveysin kendisini görmeden bu kadar çok sevmesinden oldukça etkilenen peygamber efendimiz Hz. Ali’ye ve Hz. Ömer’e hırkasını öldükten sonra Üveyse verilmesini vasiyet etmiştir. Ölümünden sonra vasiyeti üzere Ali ve Ömer hırkayı teslim etmek için Yemen’e giderler ve emaneti teslim ederler.

Hz. Ali’nin halifelik görevini üstlendiği yıllarda Müslümanlar arasında çıkan Sıffin savaşında yaralanarak savaşın yapıldığı meydanda şehit düşmüştür. Veysel Kareni Hazretlerinin cenazesinin nereye gömüldüğü halen kimse tarafından bilinmemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz