Ana Sayfa GENEL KÜLTÜR

Dünyanın Tabanı Mariana Çukuru

1259

Dünyanın en derin çukuru olarak bilinen Mariana Çukuru, bu adı bulunduğu Büyük Okyanusun Mariana adalarından almıştır. Mariana adalarının en büyüğü olan Guam adasının güney batı bölümünde bulunan Mariana Çukuru konum itibariyle Endonezya ve Japonya’nın arasında yer almaktadır. Günümüz teknolojisi ile tespit edilebilen Dünyanın en derin noktası olan Mariana Çukurunun derinliği 10 bin 994 metredir.

Bununla birlikte çukurun uzunluğu 2 bin 542 kilometre ve genişliği ise 69 kilometredir. Çukurun en derin noktasına inilmiş olsa da bu Çukur ve içinde yaşayan canlılar hakkında söylentiler de bitmek bilmiyor. Peki, Mariana Çukuru nasıl oluşmuştur?

Mariana Çukuru nasıl oluşmuştur?

Çukurun oluşumu aslına bakılırsa depremler ile ayni temele dayanıyor. Yer kabuğunda bulunan ve birbirinden bağımsız olarak hareket eden plakalar zaman zaman hareket ederek çarpışır ve üste çıkma (dağ oluşumu), birbirine girme (depremler ve yeni yer şekilleri oluşumu) ve dalma (çukur oluşumu) hareketi yaparlar. Mariana Çukuru da yer altında bulunan iki plakanın tektonik hareketler sonucu çarpışması ve dalma hareketi yapması ile oluşmuştur.

Dalma hareketini tam olarak anlatacak olursak; öncelikle çarpışan iki plakanın birbirinden farklı yoğunluklara sahip olması gerekiyor. Farklı yoğunluktaki bu plakalar çarpıştıktan sonra daha yoğun olan plaka yerinde dururken daha az yoğun olan plaka bu plakanın altına girmektedir. Bu çarpışma sonucu ilk önce bölgede ciddi depremler oluşur (genellikle 8.0’dan daha şiddetli) ve ardından bölgede derin çukurlar (çarpışan levhaların büyüklüğüne göre 700 kilometreye kadar ulaşabilir) meydana gelir.

Peki, Mariana Çukuru hangi iki plakanın çarpışması sonucu oluşmuştur?

Mariana Çukuru bölgede bulunan Pasifik plakası ve Mariana plakasının çarpışması ile oluşmuştur.

Mariana Çukuruna ilk kim inmiştir?

Mariana Çukurunun en derin noktası olan 10 bin 994 metreye ilk olarak Amerikan Ordusunda Teğmen olarak görev yapan Donald Walsh ve İsviçre asıllı bilim adamı Jacques Piccard inmiştir. İkili bu zorlu dalışı gerçekleştirmek için Batiskaf adı verilen bir araç kullanmıştır. Bu araç çok yüksek basınçlara dayanmak için kalın çelik bir levhadan küre şeklinde yapılmıştı. Denizde her 10 metrede 1 kilogram basınç artışı olduğunu düşünürsek Batiskaf’ın metal levhasının kalınlığını siz düşünün. Bu araç derine dalabilmek için içindeki benzini deniz suyu ile değiştirmektedir. Böylece istenilen derinliğe iniş sağlanmıştır. İkilinin yaptığı Mariana Çukuru dalışı 10 bin 916 metrede son bulmuş ve tam 5 saat sürmüştür.

Bu dalışın ardından Mariana Çukuruna gerçekleşen bir sonraki dalış 25 Mart 2012 yılında ünlü film yönetmeni James Cameron (bilmeyenler için Titanik, Aliens, Terminatör ve Avatar gibi rekortmen filmler), tarafından kendi özel denizaltısı ile gerçekleşmiştir. 156 dakika süren tabana iniş macerası sonucu yönetmen saatlerce Çukurun tabanında çekimler yapmış ve 70 dakikalık çıkış yolculuğu ile dalışı bitirmiştir.

Bilim ve dünyasına büyük avantajları olan bu dalışlar her ne kadar başarı ile gerçekleşmiş olsa da alınan risk de oldukça büyüktür. Zira denizin 10 bin metre altında, yer yüzünden bin kat yüksek bir basınç altında oluşan en küçük bir sorun bile büyük kayıplara yol açabilecek düzeydedir.

Ayrıca bu basınç altında oluşan bir sorun dışarıdan o seviyede tamir edilemeyeceği gibi, araçta oluşan en küçük bir delik basınç nedeni ile aracın saniyeler içinde parçalara ayrılmasına yol açacaktır. Zaten James Cameron’un kullandığı denizaltı da santimetre başına 7 bin 250 bar basınca dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu kadar yüksek basınç ve derinliğe sahip Mariana Çukurunda yaşayan canlılar ne kadar korkunç olabilir bir de siz düşünün.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz