Ana Sayfa BEYOĞLU

Atçalı Kel Mehmet Efe’nin Hayatı

259

Aydın vilayetinin Nazilli kazasının Arpaz köyünde dünyaya gelen Atçalı Kel Mehmet’in doğum yılı ile ilgili farklı bilgiler mevcuttur. Genel kanı ise onun 1802 yılında doğduğu yönündedir. Yoksul bir çocukluk geçiren Atçalı, küçük yaşta babasını kaybeder ve yetim kalır.

Kel kalması ile ilgili de çeşitli iddialar mevcuttur. Doğuştan kel olduğu ve saçının hiç çıkmadığını söyleyen bir hikaye mevcutken, bir başka hikayede de babasının ölümünün ardından saçları döküldüğü şeklinde anlatılır. Bu köydeki bir çiftlikte, annesiyle beraber, ırgatlık yapmaktadır. Karın tokluğuna çalışan ana oğul, basit bir sebepten ötürü çiftlikten kovulurlar. Atça köyündeki bir akrabalarının yanına gidip oraya taşınırlar.

Atça’da çobanlık ve ırgatlık yaparak geçimini sağlayan Kel Mehmet, Atça köyünün ağasının kızı olan Fatma’ya aşık olur. Kimi anlatıda annesi aracılığı ile kızı istetir. Ağa bunları kapı dışarı eder. Bir başka anlatıda da ağa bir eğlence tertiplemiştir. Bu eğlencede de başpehlivanı ile güreşip onu yenen kim olursa ne dilerse yapacağını beyan eder. Kel Mehmet ve başpehlivan güreşe tutuşur. Kazanan Kel Mehmet olunca ağadan kızını ister. Ağa bu duruma sinirlenir ve annesiyle birlikte onu konaktan kapı dışarı eder.

Köyün ağası olan Şerif Hacı Hüseyinoğlu, Kel Mehmet’i dövdürmek için adamlarını onun üstüne yollatır. Kahyası olan Hüseyin de bunlar da birliktedir. Köy kahvesinde denk gelen Kel Mehmet ve ağanın adamları arasında arbede çıkar. Bu karmaşa sırasında kahya Hüseyin’i ölür. Artık köyde barınamayacağını anlayan Kel Mehmet, çareyi dağlara çıkmakta bulur.

 İlk başlarda kendisinin üstüne gönderilen kuvvetleri birer birer defederek ününü iyice arttırır ve yöre halkı onu efe gözüyle görür ve saymaya başlar. Şerif Hacı’nın kızını evlendirmek istediği Hasan’ı dağa kaçırıp fidye karşılığı serbest bırakır. Arpaz köyünün ağasının çiftliğini basıp bir miktar paraya el koyar ve bu parayı yoksul, kimsesiz halka dağıtır. Artık o ezilen halkın koruyucusudur. Bundan sonra ezilenlerin yanında yer alır. Bu halkı kollayıp hem maddi hem de manevi olarak destek verir. Halk ona bir kurtarıcı gözüyle bakmaya başlamıştır.

 Yanında yer alan silah arkadaşlarıyla birlikte zulüm edenlerin karşısında olurlar. Bu mücadelede en büyük destekçileri ise halktır. Yöre halkı, Atçalı’yı misafir ederler. Onun adı bütün yörede yayılmıştır artık.

 Atçalı’nın başlatmış olduğu bu mücadele, 1829 yılında sosyal bir hareket halini alır. Yönetim erkinin “eşkıya, haydut, çapulcu” olarak tanımladığı Atçalı Kel Mehmet Efe’ye halk kucak açmıştır. Onu bir kurtarıcı ve kahraman olarak görmektedir. Atçalı hakimiyet alanını gittikçe genişletir ve yöneticiler de çare merkeze kaçmakta bulurlar. Büyük ve Küçük Menderes sahasında yer alan bir çok yerleşim yeri onun kontrolüne geçer. Yönetime altına aldığı yerlerde, yönetimin savaş nedeniyle yüklemiş olduğu ve mültezimlerin topladığı fazla olan vergiler kaldırılır. Vergileri kendi toplamaya başlar. Ama bu vergilerin devlete ulaşması için İhtisap Nazırı’nı geri çağırır. Daha sonra amacını anlatan bir mektup yazdırır. Burada devlete karşı gelmek gibi bir niyetinin olmadığını, sadece yöneticilerin zulmettiği halkını korumak için böyle bir müdahelede bulunduğunu, amacının halkını yöneticilerin hiddet ve baskısından kurtarmak olduğunu açıkça ifade eder.

 Aydın’a bir vali edasıyla giriş yapan Atçalı, kendini halkın rızasıyla Aydın valisi tayin eder. Padişahı da hem sultan olarak hem de halife olarak tanıdığını beyan eder. Hatta bir mühür bastırır. Tarihe geçen o mühür şu şekildedir: “Vali-i vilayet, hademe-i devlet, Atçalı Kel Mehmet”. Taşrada bunlar yaşanırken, merkez ise bütün yaşananlara seyirci kalıp yalnızca kınamakla yetinir. Dönemin dış siyasetindeki olaylar, devletin “birkaç soyguncunun yaptığı bir ihtilal” olarak gördüğü bu olaylara müdahale etmesine engel olur.

 Osmanlı’nın dış siyasetindeki meseleler hallolunca, dönemin padişahı II. Mahmud, isyanı bastırması için İbrahim Paşa’yı görevlendirir. Atçalı’nın bu isyanının haklı gerekçelerinin farkında olan merkez, her şeye rağmen ona müdahele etmek zorundadır. O her ne kadar idareyi ele aldıktan sonra hakkaniyetli bir yönetim sergilemiş olsa da, sonuçta bir isyankardır ve ayaklanma çıkararak o makama gelmiştir.

 Atçalı, mütesellim ailelerinin kıskacında kalınca Aydın’ı terk eder. Aydın böylece direnişsiz bir şekilde hükümet kuvvetlerinin kontrolüne girer. Atçalı Kel Mehmed Efe de Nazilli tarafına doğru ilerleyip yeniden dağlara çıkar.

 İbrahim Paşa’nın komutasındaki askerler, halkı koruyup kollayan zeybeklere silah doğrultmasa da, mültezim ailelerin askerleri sayesinde Atçalı’nın yanındaki baş zeybeklerden ikisi öldürülür. Gerek yerleşik halde bulunan Türkmen aileler gerek dağlarda yaşayan Yörükler, Atçalı ve arkadaşlarının yakalanmaması için ellerinden gelen bütün çabayı gösterirler. Atçalı ve arkadaşları Tepecik köyü mevkisinde sıkıştırılırlar. Önce diğer baş zeybekler ve ardından Atçalı Kel Mehmet Efe öldürülür.

 Bu ayaklanma, bir halk ihtilalidir. Katılan kesim içinde ne aydın, ne zengin ne de soylu kimseler yer almaktaydı. Artık bir halk kahramanı olan Atçalı, halkın dimağında önemli bir yer edinmiş ve hikayesi nesiller boyunca anlatılagelmiştir.

KAYNAKÇA

Avcı, Ali Haydar. Atçalı Kel Mehmet İsyanı: Aydın İhtilali, 1. bs. İstanbul: E Yayınları, 2004

Uluçay, M. Çağatay. Atçalı Kel Mehmed, 1. bs. İstanbul, Ötüken Neşriyat, 2013

Sarıbey, Aysun. XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Aydın’da Yönetim. Yüksek Lisans Tezi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aydın 2006

GÖKBUNAR, A . (2004). “Atçalı Kel Mehmed Ayaklanması: Vergiye Farklı Bir Başkaldırı Örneği”. Yönetim ve Ekonomi: Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , 11 (1) , 27-34 .

GACAR, Ş . (2019). HOBSBAWM’IN SOSYAL HAYDUT PRENSİPLERİ BAĞLAMINDA ATÇALI KEL MEHMET. Kültür Araştırmaları Dergisi , 1 (3) , 302-326

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz