’Evrenin Titreşen Işıkları’ SALT Beyoğlu’nda ziyarete açıldı

SALT’ın bu sene başlattığı ’Sohbetler’ serisinin ikincisi ’Evrenin Titreşen Işıkları’ sergisi, SALT Beyoğlu’nda açıldı. Sergi, 30 Aralık tarihine kadar görülebilecek..

’Evrenin Titreşen Işıkları’ SALT Beyoğlu’nda ziyarete açıldı
Bu içerik 216 kez okundu.

SALT’ın bu sene başlattığı ’Sohbetler’ serisinin ikincisi ’Evrenin Titreşen Işıkları’ sergisi, SALT Beyoğlu’nda açıldı. Sergi, 30 Aralık tarihine kadar görülebilecek.

SALT Beyoğlu’nda 30 Aralık tarihine kadar ziyarete açık olan ’Evrenin Titreşen Işıkları’ sergisi düzenlenen etkinlikle açıldı. Hakikatin temsilleri, dilin sınırları, bilgi üretimi ve aktarımının her yönden sınandığı bu değişken zamanlarda olup bitenler nasıl kayda geçirilmelidir? Cixin Liu’nin 2014’te İngilizce’ye‘The Three-Body Problem’ adıyla çevrilen meşhur bilim kurgu romanındaki bir bölümden adını alan ‘Evrenin Titreşen Işıkları’, insanın dünyayı kavrayışındaki dönüşümlere istinaden tarih ve geleceğin yeniden yapılandırılması fikrine dayanıyor. Mantık zemini sallanmaya başladığında bireyin korunaklı alanlarını istikrarsızlaştırmanın, idrak sınırlarını zorlamanın, kendine dair algısını sarsmanın olası yollarını araştırıyor. Eindhoven’da bulunan Van Abbemuseum’un baş küratörü AnnieFletcher tarafından programlanan sergide, AnnaBoghiguian, Rana Hamadeh, Navine G. Khan-Dossos ve Merve Ünsal’ın SALT Beyoğlu’nu çıkış noktası alarak yapıyı harekete geçiren işlerinin, hiçbir zaman tam manasıyla anlaşılamayan ve kifayetsiz ’şimdi’ algısını sorgulamaya aracı olduğu belirtiliyor.

Sergi hakkında bilgi veren SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner, "Sergi, SALT’ın bu sene başlattığı ’Sohbetler’ serisinin ikincisi. Sergi, davetli küratör Annie Fletcher’ın, SALT ekibiyle yaptığı konuşmalar, tartışmalar ve SALT Beyoğlu’nu yeniden gözden geçirmesiyle davet ettiği dört sanatçının işlerinden oluşuyor. Rana Hamadeh, Navine G. Khan-Dossos, Merve Ünsal ve AnnaBoghiguian, bu yapının kendi niteliklerini tekrar düşünmeye çağıracak özel işler ve enstalasyonlar ürettiler. Rana Hamadeh’in işi SALT Beyoğlu’nda mekanın kendi özelliklerine göre yeniden düzenlendi. İşin içerisinde tanıklık etme hallerini sorgulayan çok farklı kaynaklar var. Bunların bir kısmı hukuki dosyaları, bir kısmı kod yazılımlarını ve bir kısmı ses parçaları içeriyor. Hepsinin tek bir kompozisyona dönüşmesiyle mekanda yaşanan deneyimin altındaki soru, tanıklığın nasıl bir tespit oluşturduğudur. 45 dakika boyunca takip ederseniz içerisinden çok farklı sesleri tanıma, bazılarını hatırlama bazılarını hiç bilmediğinizi düşünme ihtimaliniz var’’ şeklinde konuştu.

Öner, sözlerine şöyle devam etti: "Bu sergiye davet edilen dört sanatçı, kendi ilgilendikleri alanda, kendi üretim biçimleriyle yapıya bir ortaklık kurarak yerleştiler. Birbirlerinin çok yakınında duran ama aynı zamanda birbirlerinden ayrışan işler ürettiler. Aslında her mekanı kendi başına bir performans alanı olarak da düşünmek mümkün. Dolayısıyla sadece temsiller üzerine kurulu bir ortamdan değil, mekanının kendisine hem ses, hem ışık, hem görüntü, hem de çizimlerin bir araya gelerek yanıt veren bir bütünlükten söz etmek lazım’’.

Yapılan bilgilendirmede şu ifadelere yer verildi: ’’Sanatçıların üretimleri, bilginin uç noktalarını, tanıklık ve deneyimin aldatıcı yanını ve tarihin nasıl yozlaştırılabildiğini tartışmaya açar. Eleştirel feminizm ve queer kuramından etkilenen pratikleri, politik temsiliyetçiliğin kapsam ve yararlarını sorunsallaştırır. Boghiguian’ın çizim ve resimleri, konu ettiği öznelerin içinde bulunduğu jeopolitik koşulların hayatlarına etkisini yansıtır. Sanatçı, eski uygarlıklar, mitler, edebiyat, özellikle de şiirle ilişkilendirdiği görüntüleriyle yabancılaşma hallerini anlatır. Hamadeh, uzun süreli bir projesi kapsamında tanıklık olgusunu irdelediği operamsı işiyle yurttaşlık merkezli yaklaşımı kesintiye uğratmaya çalışır. Khan-Dossos, 2011’de SALT Beyoğlu’na dönüşen Siniossoglou Apartmanı’nın 150 yıllık geçmişine bakar. Sanatçının sergi mekanlarına uyguladığı duvar resmi, yapının cadde kotunda dükkan, üst kotlarda konutları barındıran özgün kullanımını anımsatır. Tavan süslemelerine gönderme yapan fırça izleri, özel mülkün en az kamusal mekan kadar bir suç ya da olay mahalli olabileceğine işaret eder. Mimari yapılardan anlatıcılar üreterek kullanıcıları işgalciye çeviren Ünsal, ’her şeyi duyup gören bir röntgenci’ olarak eşikten adım atmanın ve hem gerçekte hem de mecazen içeride olmanın anlamını inceler’’.

’Evrenin Titreşen Işıkları’ sergisinin, uyruk, egemenlik, toplumsal cinsiyet, akrabalık ve teknoloji kavramlarının yeniden tariflendiği zamanlar için bir gelecek tahayyül etmeyi amaçladığı, SALT Beyoğlu’na yayılan dört ayrı konumlama, duyarlılıkları tetiklerken beden ve zihnin alışkanlıklarını şaşırtan bir ortam oluşturduğu aktarıldı. Bu işlerin, sergilenen bir dizi sanat nesnesinden ziyade mekansal müdahale ve hatta klasik sergileme biçimlerine karşı birer performatif iddia niteliğinde olduğu belirtildi.

Bir yorum yazabilirsiniz...
Kalan karakter sayısı : 500